kadınların mücadelesi


Bugüne kadar kadın sorununu, cins eşitliği bakımından çözen ve binyılların biriktirdiği tarihsel sorunların çözüm zeminini sağlayan tek sistem, sadece sosyalizm olmuştur. Sosyalizm cahil bırakılan, horlanan, köle haline getirilen kadının zincirlerini kırıp özgürleşmesini, onurunu kazanmasını sağlamıştır. Sömürü ve baskıyı yaratan koşullar ortadan kaldırıldığında, nesnel olarak kadının özgürlüğünün de yolu açılmıştır. Ama sosyalizm bununla yetinmemiş ve tarihsel eşitsizliğin ve baskının aşılması için yasal, ekonomik, sosyal, ideolojik, her düzeyde büyük bir gayret göstermiştir; sosyalizm çalışan kadının, köylü kadının, ev kadınının sorunlarını, ekonomik ve toplumsal hayatın emekten yana yeniden düzenlenmesi sayesinde çözebilmiştir. Kadınlar kapitalizmin onlara biçtiği zayıf kadın kimliğinden kurtarılarak, gerçek anlamda her alanda erkeklerle eşit haklara sahip olmuşlardır.

Sosyalizmin yıkılmasının en olumsuz etkisi ise yine kadınlar üzerinde olmuştur. Binlerce kadın kapitalizmin tekrar kölesi haline gelerek fuhuş batağına saplanıp onurlarını, kimliklerini kaybetmiştir.

Kapitalizm ve sosyalizm kadınlara iki farklı dünya sunmaktadır. Birinde kadınların onurlarıyla, erkeklerle eşit bir şekilde, sömürülmeden, cinsel meta haline getirilmeden yaşayacakları bir dünya, diğerinde kocanın, düzenin kölesi olarak, aşağılanarak, cinsel meta haline getirilerek veya eve hapsedilerek yaşayacakları bir dünya söz konusudur.

Kadın erkek eÅŸitliÄŸi ve kadının cinsel özgürlüğü üzerine burjuva ve küçük-burjuva kesimlerce ortaya atılan görüşlerin hepsi çarpıtmadır. Kadının düzen içinde bir yer edinmesiyle sorunun çözülebileceÄŸini söylemekte, toplumda “yükselen”, iÅŸ sahibi olan kadınları örnek olarak göstermektedirler. Bu küçük azınlık çözümleri, milyonlarca yoksul, emekçi kadın için hiçbir ÅŸey söylememektedir.

Kadınların gerçek kurtuluÅŸu, sorunları yaratan düzenden kurtulmaktır. Kadın sorununun çözümü, oligarÅŸinin iktidarı ve faÅŸizm olarak karşımıza çıkan “erkek egemen” anlayışın siyasal, sosyal, kültürel olarak ortadan kaldırılmasına baÄŸlıdır. Kadınlar, hak ve özgürlüklerinin geniÅŸletilmesi için bu düzen içinde de bir mücadele örgütlemelidirler. Ancak sorunun asıl kaynağı olan oligarÅŸik düzen ve faÅŸizm ortadan kaldırılmadan, kadınların sorunlarının nihai çözümü mümkün olmayacaktır.

İşte bu nedenle kadın sorununun çözümü; sadece düzen sınırları içinde birkaç hak kırıntısı elde etmekten değil, demokratik, bağımsız, sömürünün olmadığı, insanların eşit bir şekilde yaşadığı bir ülkeyi, kadın erkek omuz omuza yaratmaktan geçmektedir.

Kadının kurtuluÅŸu sosyalizmdedir ve bunun yansıması olarak, sosyalizm için mücadele de kadının özgürleÅŸmesinin bugündeki baÅŸlangıcıdır. Bu gerçeklik kadınları bugünden mücadelede yer almaya, örgütlenmeye çağırmaktadır. Kadınlar ancak bu mücadelede yerlerini aldıkça özgürleÅŸebilir, burjuvazinin kendisi için çizdiÄŸi sınırların dışına çıkabilirler. Nitekim, bugün ülkemizde “özgür kadın” sıfatını hakedecek kadınlar, sadece mücadele içindeki kadınlardır. Sadece onlar, feodalizmin, burjuvazinin onlar için ördüğü çitleri, onlara reva gördüğü statükoları parçalamış ve kendi iradeleriyle yaÅŸamda varolmaktadırlar.

Kadınların her türlü gericilik içinde eve kapatılmasına, toplumsal yaÅŸamdan dışlanmasına, ezilip, sömürülmesine, köleleÅŸtirilmesine karşı çıkmak için birleÅŸmeye ve PROLETARYANIN ve DEVRİMİN bayrağı altında mücadele etmeye çağırıyoruz. Kadınlara yönelik mücadelenin ilk aÅŸaması, öncelikle bağımsız demokratik sosyalist bir Türkiye yaratma savaşında yer almaktır. İkinci aÅŸaması, Devrimci Halk İktidarı’yla birlikte kadın erkek eÅŸitliÄŸinin saÄŸlanmasıdır. Üçüncü aÅŸama ise sosyalizmin inÅŸaasıyla kadının kurtuluÅŸunun garanti altına alınmasıdır.
Bunun dışında, kadınların siyasi partilerde etkin rol alması, partilerde ve çeÅŸitli kurumlarda kadınlar için kota ayrılması, seçimlerde kadın adayların desteklenmesi, töre cinayetlerinin durdurulması gibi talepleri görmekteyiz. Bunlarda da aynı soyutluk ve aynı sınıfsallığı red söz konusudur. Bu küçük-burjuva anlayışın temsilcileri, “eril iktidara karşı öteki partilerin içindeki kadınlarla iÅŸbirliÄŸi yapabiliriz.” diyerek salt kadın olması dolayısıyla, faÅŸist, gerici olmasına bakmaksızın kadınların desteklenebilmesi gibi bir apolitizmi üretebilmektedir. KA-DER gibi kadın örgütleri, burjuva ve küçük-burjuva anlayışın bu noktada nasıl anlaÅŸabildiÄŸinin tipik bir örneÄŸidir. Feminizm bayrağı altında yeralmanın sonuçsuzluÄŸu ve çözümsüzlüğü de iÅŸte buradadır.







3 Responses to 'kadınların mücadelesi'

  1. admin - Mart 5th, 2010 at 19:20

    uzak dağ başlarında kalmış iyilikler
    hasat ettiğim kötülükler dolanıyor ayaklarıma
    yakınlaştırıcı gözlükler bile yetmiyor iyiyi görmeme
    kendi yarattığım cehennemde yanıyor ruhum
    eriyor sözcükler ağzımdan çıkamadan
    kendi hecelerimde boÄŸuluyorum
    umutsuzluğun gölgesi bile çürütüyor etlerimi
    yarının korkusu sarmalıyor kalın bir ÅŸ…al gibi
    bugünün ayrıntılarını yaşayamadan

  2. ilker - Mart 6th, 2010 at 18:19

    Parlamenter eylem bazı kiÅŸilere -Marksist geçinen bazı kiÅŸilere- uÅŸaklık ünvanını, bazı kiÅŸilere de sürgün ve ağır hapis cezaları kazandırır”.

    Lenin

    “Bütün ülkelerde onlarca yıllık deneyimin gösterdiÄŸi gibi küçük burjuvazi(…) işçilerin ilk yenilgisinde ya da yarı yenilgisinde paniÄŸe kapılır, aklını kaybedrer, saÄŸa sola atılır”

    Lenin

    ”İnsan gerçek dostlarını felaket anında tanır. Yenilgi yılları, iyi bir okuldur.”

  3. admin - Mart 7th, 2010 at 15:30

    Yoldaşlarını birer birer kalbine gömer Mahir. Bilir ki artık, attığı her adım, bu ülkenin kaderine damgasını basacaktır. Bilir ki en çetin kuşatmalar savaşılarak yarılır.
    Bilir ki namusun, onurun, erdemin ve devrimin kitabında, başlanan işi yarım bırakmak, yorulmak, tereddüt etmek yoktur. Hem nasıl tereddüt edebilir ki?


Leave a Reply