
Bir mağma yatağına dönecektir gözlerimiz
BoÅŸuna bekleyecekler
Ağlamayacağız.
Öfkemizde ayaklanacak gözyaşlarımız,
İnancımızın kahreden kudretinde
Ve zapt edilmezliÄŸinde enerjimizin.
Güle güle kardeşim
Seni barikatlarda arayacağız,
Geceyi aydınlatan şarkılarda
Ve zafer marşında bayrağımızın.
Güle güle kardeşim
İsyanın alnında ışıyacak gülüşün,
Direncin fener alayında
Sevdalı bulutlarda.
Güle güle kardeşim
Omuzbaşımızda olacaksın
Kuşatılmış evlerde,
Nehirler taşıyacaksın
İşkencede kavrulan yüreklere.
Güle güle kardeşim
Sevinçle anacak sabrını çocuklar
Yalınlığın ayna olacak yoldaşlarına,
Andımız gibi haykıracağız adını
Zulmün şah damarına her vuruşta.
Güle güle kardeşim
İçtenliğinde yeneceğiz bencillikleri
Güzelleştireceğiz baharı türkülerinde,
Coşkuyla kuşanıp yiğitliğini
Korkuya boğacağız ölümü.
Güle güle kardeşim
Özgürlük taşıyacağız varoşlarına
Kovacağız yoksulluğu sokaklardan,
Başı dik insanların mutluluğunda
Alnını öpecek yıldızlar.
Güle güle kardeşim
Ne adını unutacağız ne de andını,
TutuÅŸturup dört yanı asi sesiyle Gazi’nin
Akacağız sonsuzluğa.
Güle güle kardeşim
Hatıranla zenginleşecek yürekler
Yediverenler zaptedecek kör geceleri,
Yangına duran bedenlerimizle
Kül edeceğiz cehennemleri.
Güçlenecek sesimiz her vedada
“Zafer, zafer, zafer
Åžan olsun Gazi komutanına!”
8 Mart 1857′de, New York’ta yaÅŸayan Dokuma İşçisi Kadınlar, iÅŸ koÅŸullarını protesto etmek amacıyla greve giderler. Grev, polisin saldırısıyla sona erer. Polisin saldırısı sonucu, 140 kadın işçi katledilir.
Bu olaydan çok sonra, 16 Aralık 1977 tarihinde BM Kararıyla, 8 Mart Günü “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kabul edilir.
O tarihten bugüne, 8 Martlar; anlamını ve özünü, ezilen ve sömürülen sınıfın ezen ve sömüren sınıfa karşı yürüttüğü mücadelede buluyor.
Günümüzde, 8 Mart’ın özü ve anlamı her ne kadar boÅŸaltılmaya çalışılsa da 8 Martlar’ı sadece Kadınlar Günü ya da sadece “Emekçi Kadınların Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü” olarak düşünemeyiz. 8 Mart, onuru, emeÄŸi, insana yakışan bir hayatı savunan ve bu uÄŸurda mücadele eden tüm insanların birlik, dayanışma ve mücadele günüdür.
8 Martlar, faşizmden, yaptığı katliamların hesabını sormanın, bunun için örgütlenme çağrısının yapıldığı gündür, öyle olmalıdır.
Bundan 146 yıl önce, New Yorklu dokuma işçisi kadınlara yapılan saldırı ve katliam, tarihin akışı boyunca defalarca, değişik yer ve zamanlarda yapılmıştır. Üreten, düşünen, sorgulayan kadınlara karşı gerçekleşmiştir. Faşizm, karşısında direnen kadını gördükçe saldırmaktan geri durmamıştır.
2001 Yılının 19 Aralık’ında BayrampaÅŸa Kadınlar KoÄŸuÅŸu’nda özellikle kadın tutsaklar yakılarak katledilmiÅŸtir. Onlar, sistemin kendilerine biçtiÄŸi aciz, zavallı, ikinci sınıf, boyun eÄŸen kadın misyonunu reddederek devrimcileÅŸen kadınlardır. Onlar, kadınların örgütlü mücadeledeki öncüleridir; bu mücadelenin sonucu, tutsak düşmüşlerdir. Tutsaklık koÅŸullarında mücadelelerini sürdürürken katledilmiÅŸlerdir.
Kadın, doğası gereği vefalıdır, cefakardır. Örgütlenen ve bilinçlenen kadın, mayasında varolan bu özelliklerini de mücadelesine katar. Bugün kadınların varolduğu mücadele alanlarında kahramanlaşması bedenlerini bir devrim meşalesine dönüştürmesi bu gerçekliği somutlar.
Kadın, üzerinde yaşadığı çifte sömürüden dolayı, inancına ve davasına daha güçle sarılacaktır. Egemen sınıflarda bunun farkındadır. Burjuva kadın ideologlarının üzerinde araştırmalar yapmaya ihtiyaç duydukları şey, ezilen kadının özünde olan ve bilinçlendikçe büyüyen ve sağlamlaşan halk ve vatan sevgisidir.
Yanan bedenlerindeki kıvılcım, kendini ikinci sınıf görenlere duydukları isyanın kıvılcımlarıdır. Doğru hedefe, yani oligarşiye yönelttikleri silahlarıdır meşaleye dönen bedenleri.
Her yıl olduğu gibi, bu yıl da 8 Mart, burjuva kadın çevrelerinde yine aynı çerçevede kutlanacak. Kadının mücadeleye olan bağlılığı, hatta emekçiliği bile tartışılmayacak. Burjuva kadın hakları savunucuları yine kadın sorununda dayak, cinsel taciz gibi konuları ön plana çıkaracak. Elbette ki, bu sorunların da çözümü bulunmalı, bunlar da tartışılmalıdır. Ama bütün sorunların çözümünde öncelikle kadının devrimcileşmesi, devrimci bilinci alması yatmaktadır.
Kadın, devrimcileÅŸmesi için öncelikle burjuva ideolojisinin etkilerinden kurtulup, devrimci mücadele içinde özgürleÅŸip, düzenin kendisine uygun gördüğü statüleri yıkacaktır. Bu konuda çözüm yine hayatı devrimcileÅŸtirmekten geçiyor. Bugün kadınların çifte sömürüden kurtulmasının önündeki engeller olarak birçok neden sıralanır. Ekonomik bağımlılık, toplumda yüzyıllardır süren erkek egemen ideoloji, bu ideolojinin etkisiyle oluÅŸmuÅŸ toplumsal kurallar, gelenekler ve aile baskısı vb… Bunlar doÄŸrudur. Ancak, bunlara karşı asıl olarak mücadele vermesi gereken de yine kadındır. İşte sorun da esas olarak burada baÅŸlamaktadır. Kapitalizm, burjuva ideolojisi, kadına ikincil rol biçerken onun kiÅŸiliÄŸini de ezmiÅŸtir. Kadınlar, kendisini kuÅŸatan koÅŸullara karşı mücadele verecek cesaretten, kendine güvenden soyutlanmış, edilgen unsurlar haline dönüştürülmüştür. Kadın, öncelikle bu konumundan kurtulmak durumundadır. Burjuva ideolojisinin etkilerinden, burjuva kadın kiÅŸiliÄŸinden sıyrılmak, devrimi önce kendi kiÅŸiliÄŸinde gerçekleÅŸtirmek zorundadır. Bu kapıyı ona, ancak devrimci mücadele açar. Kadın, bu mücadele içinde kendisine güveni, cesareti kazanır. Sömürüsüne neden olan sınıfsal ve toplumsal baskılara karşı savaÅŸmayı öğrenir. Bu savaÅŸ içinde kazandığı, hakettiÄŸi saygınlıkla toplumsal çitleri de yıkar, kendisini özgürleÅŸtirir. Yarının özgür toplumuyla birlikte, özgür kadının da temellerini atar.
Bu, yapılabildiÄŸi ölçüde, 8 Mart’ın kadının mücadelesindeki yeri, anlamı çok daha önemli ve iÅŸlevli olacaktır.
Best Deal Ads :
One Response to 'emekçi kadınlar'
Leave a Reply

8 mart kadınlar gününün tarihçesini bilmiyordum.okudum öğrendim.teşekkür ederim,bilgileriniz için..